PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : bakmak/görmek/gör-e-bilmek


xman
22-03-2007, 11:54
Adamın biri, ilk defa gittiği küçük bir kasabada şaşkın şaşkın
gezindikten sonra yol kenarında duran bir arabanın yanına sokulmuş ve arka
koltukta tek başına oturan çocuğa :
- Buraların yabancısıyım demiş. Parkın hemen yanıbaşındaki fırını
arıyorum, çok yakın olduğunu söylediler.
Çocuk, arabanın penceresini iyice açtıktan sonra :
- Ben de buraya ilk defa geliyorum demiş. Ama sağ tarafa gitmeniz
gerekiyor herhalde. Adam, çocuğun da yabancı olmasına rağmen bunu nasıl
anladığını sormuş ister istemez.
- Ihlamur çiçeklerinin kokusunu duymuyor musunuz? diye gülümsemiş çocuk.
Kuş cıvıltıları da oradan geliyor zaten.
- İyi ama, demiş adam, bunların parktan değil de tek bir ağaçtan gelmediği
ne malûm ?
- Tek bir ağaçtan bu kadar yoğun koku gelmez, diye atılmış çocuk. Üstelik,
manolyalar da katılıyor onlara. Hem biraz derin nefes alırsanız, fırından
yeni çıkmış ekmeklerin kokusunu duyacaksınız.
Adam, gözlerini hafifçe kısarak denileni yaptıktan sonra, teşekkür etmek
için döndüğünde farketmiş çocuğun kör olduğunu.
Çocuk ise, konuşurken bir anda sözlerini yarıda kesmesinden anlamış,
adamın kendisini farkettiğini. Işığa hasret gözlerini ondan saklamaya
çalışırken: - Üç yıl önce bir kaza geçirmiştim, demiş, görmeyi o kadar çok
özledim ki. Sizinkiler sağlam öyle değil mi? Adam, çocuğun tarif ettiği
yerde bulunan fırına yönelirken:
- Artık emin değilim, demiş. Emin olduğum tek şey, benden iyi gördüğündür.
****Gösterdim... gördü anlamına gelmez
****Söyledim... duydu anlamına gelmez
****Duydu... doğru anladı anlamına gelmez
****Anladı... hak verdi anlamına gelmez
****Hak verdi... inandı anlamına gelmez
****İnandı... uyguladı anlamına gelmez
****Uyguladı... sürdürecek anlamına gelmez...

xman
22-03-2007, 12:21
MAYONEZ KAVANOZU ve IKI FINCAN KAHVE


Ne zaman hayatında bazı şeyler taşınamaz hale gelirse, ne zaman 24 saat kısa gelmeye baslarsa, O zaman mayonez kavanozu ve 2 fincan kahveyi hatırlayınız!
Bir gün bir profesör, masasının üzerinde birkaç kutu olduğu halde felsefe dersindedir. Ders başladığında , hiçbir şey söylemeden, önüne büyükçe bir mayonez kavanozunu alır ve içerisini tenis topları ile doldurur. Ve öğrencilere kavanozun dolup dolmadığını sorar,Öğrenciler ittifakla kavanozun dolduğunu ifade ederler. Bu sefer profesör önündeki kutulardan bir tanesinden aldığı çakıl taşlarını, çalkalayarak kavanoza döker, böylece çakıl tasları kayarak, tenis toplarının aralarındaki boşlukları doldurur. Ve öğrencilere tekrar kavanozun dolup dolmadığını sorar,Onlar da "evet" doldu derler. Tekrar profesör masanın üzerindeki diğer kutuyu eline alır ve içindeki kumu yavaşça kavanoza döker. Tabii ki kumlar da çakıl taşlarının aralarındaki boşlukları doldurur. Ve tekrar öğrencilere kavanozun dolup dolmadığı sorar, örgenciler de koro halinde "evet" derler. Bu sefer profesör masanın altında hazır bekleyen 2 fincan kahveyi alır ve kavanoza boşaltır, kahve de kumların arasında kalan boşlukları doldurur.
Öğrenciler gülerler! Profesör öğrencilerin gülüşünü destekleyerek "eveet" diyerek; ben "Bu kavanozun sizin hayatinizi simgelediğini ifade etmeye çalıştım" der. Söyle ki; bu tenis topları hayatınızdaki önemli şeylerdir; dininiz, ibadetleriniz, aileniz, çocuklarınız, sıhhatiniz,arkadaşlarınız ve sizin için önemli olan şeylerdir. Şayet diğer şeyleri kaybetseniz de, bu önemli şeyler kalır ve hayatinizi doldurur. O çakıl taşları ise daha az önemli olan diğer şeylerdir; isiniz, eviniz, arabanız vs. Kum ise diğer ufak tefek şeylerdir."şayet kavanoza önce kum doldurursanız..." diye, anlatmaya devam eder, "çakıl taşlarına ve özellikle de tenis toplarına (yeterli) yer kalmaz.
Ayni şey hayatimiz için de geçerlidir. Vaktinizi ve enerjinizi ufak tefek şeylere harcar, israf ederseniz, önemli şeyler için vakit kalmayacaktır.
Dikkatinizi mutluluğunuz için önem arz eden şeylere çevirin. Çocuklarınızla oynayın. Sıhhatinize dikkat edin. Esinizle yemeğe çıkın. Evinizin ihtiyaçlarını karşılayın. Öncelikle tenis toplarını kavanoza yerleştirin. Öncelikleri, sıralamayı iyi bilin. Gerisi hep kumdur.
Bu ara bir öğrenci parmağını kaldırır ve sorar; "Peki, o iki fincan kahve nedir?"
Profesör gülerek: "Bu soruyu sorduğuna sevindim. Hayatiniz ne kadar dolu olursa olsun, her zaman dostlarınız ve sevdiklerinizle bir fincan kahve içecek kadar vakit ayırın!"

xman
22-03-2007, 13:19
Zengin bir adam mersedes arabası ile şehirdeki dar bir yoldan
geçiyordu. Birden, yoluna aniden fırlayarak elindeki taşı arabasına atan
bir çocuk gördü. Kapısına çarpan taşın sesi ile ani fren yapınca, arabası
kaldırım taşına çarparak durabildi.

Adam öfke ile arabadan fırlayıp, taş atan çocuğu kolundan tutarak sarsmaya
ve "Sen ne yapıyorsun serseri, bak arabamı ne hale getirdin" diyerek
bağırmaya başladı. Üzgün ve suçlu tavır içindeki çocuk "Amca lütfen kızma,
sizden önce geçen arabalara durmaları için işaret ettim, arabaların hiç
biri durmayınca, sizin arabaya taş attım" dedi.

Ve, gözyaşları içinde, kenarda devrilmiş duran bir tekerlekli özürlü
arabasını ve o arabadan düşerek yerde yatan birisini göstererek "Ağabeyim
yürüyemiyor, onu tekerlekli arabası ile gezdirirken, kayıp devrildi.
Ağabeyim yere düştü, kaldırmaya gücüm yetmedi, gelen geçen kimse de yok,
siz onu yerden kaldırıp tekerlekli arabasına tekrar oturtmama yardım
edermisiniz" dedi..

Zengin adam, ne diyeceğini bilemeden, boğazındaki düğümden yutkunarak
kurtulmaya çalışarak, yerde yatan çocuğun yanına gitti, onu kaldırıp
tekerlekli arabasına oturttu ve cebinden temiz bir mendil çıkararak
bacağındaki kanları sildi.

Küçük çocuk abisini tekerlekli arabasıyla alıp giderken, hiçbir şey
söyleyemeden arkalarından bakakaldı.

Arabasına döndüğünde, çocuğun attığı taşın, arabasının kapısında bıraktığı
oyuk şeklindeki DERİN İZİ gördü.

Ve zengin adam, bu derin taş izini hiçbir zaman tamir ettirmedi. Arabadaki
bu taş izini şu mesajı hiç unutmamak için sakladı: "Hiçbir zaman, yaşamın
içinden, birilerinin seni durdurmak ve dikkatini çekmek için TAŞ ATMAYA
mecbur kalacağı kadar HIZLI geçme.

İster fısıltıyı dinle, ister taşı bekle..............

Seçim senin..........................." Yaşamın içinden son hızla
geçerken, bir an durup, kendi hayatımızda da bize bazı şeyleri hatırlatmak
için atılan TAŞLAR olup olmadığını bir düşünelim...

bluemoon
23-03-2007, 00:15
hepsi oldukça anlamlıydı..
insanı düşündürecek cinsden..

xman
24-03-2007, 00:52
hepsi oldukça anlamlıydı..
insanı düşündürecek cinsden..

3 gün önce yazmıştım 3 günde tek sen okumuşun demekki bluemoon.Teşekkür ederim yorumun için ve okuduğun için.

Mustang
24-03-2007, 01:40
tek okuyan bluemoon değil emin ol xman. Paylaşımın için teşekkürler, çok güzel yazılar..

Fetisheuro.com