PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : "Senin sayende" demiyorsaniz "senin yuzunden" de demeyin!


Doll_Che
06-06-2009, 11:19
'Senin sayende' demiyorsanız,'senin yüzünden' de demeyin hiç bir zaman.

Selma, 6 çocuklu bir ailenin dördüncü çocuğuydu, bana geldiğinde

8 yaşındaydı. Selma'nın onu psikolojik olarak susmaya

iten, 'seçici konuşmazlık' dediğimiz sürece getiren olaylar

beş yaşındayken başlamıştı.


Selma, beş kardeşi, anne ve babasıyla kendi halinde
normal bi yasam sürerken, bir gün annesi hastalanıyor. O dönemlerde
beş yaşlarında. Kendisinden büyük iki abla, bir ağabey ve kendisinden
küçük iki kardeş daha var.. Küçük kardeşin yeni doğduğu dönemde
anne ciddi sağlık sorunlarıyla karşılaşıyor. Uzun süre
tedavi görüyor. Yoğun uğraşılara rağmen iyileşmiyor. Hastane ortamından
evine gidip son günlerini evinde huzur içinde yaşasın diye
doktorlar tarafından eve gönderiliyor. Birkaç ay evde
babaanne, hala ve benzeri yakın akrabaların yardımıyla yaşatılıyor.
Birgün hayata gözlerini kapatıyor.Anneye en fazla ihtiyaç duyulan dönemde anne, Selma'nın hayatından çıkıp gidiyor.


Aradan 1,5 yıl geçiyor. Kendi hallerinde bir şekilde Yaşamaya alışıyorlar. Büyük kızlar evde yemek yapıp, en küçük çocuklara annelik yaparken, Selma babasıyla birlikte dükkanda çalışıyor.Dükkanları evin hemen alt katında olduğu için baba endişe duymadan iş hayatına devam ediyor. Çocuklarını kimseye
muhtac etmeden yük etmeden idare ediyor. Bir gün ablalar ve ağabey, kardeşlerini alarak yakın Akrabalarına gidiyorlar. Selma babasının yanından ayrılmıyor. Çok ısrar ediyorlar ama istemedigi için gitmiyor. Babası da gitmemesine ses çıkarmıyor. Öğleden sonra baba Kız dükkanı temizlemeye başlıyorlar. Selma babasının istediği gibi her yeri bi güzel temizleyip süpürüyor. Daha sonra radyoyu açıyor. Müzik dinlemeye başlıyor. Ancak dışardan gelen sesler nedeniyle müziği duyamadığı için, sesini iyice açıyor. Babası da başının ağrıdığını söyleyerek müziğin sesini kısmasını istiyor. Selma, babasının söylediğini duymamış gibi yapıyor. Hani çocuklar sıklıkla yaparlar ya.. Bir süre sonra babası, başının çok ağrıdığını söylüyor. Yüzü asılıyor. Selma, gidip gelip
babayı kontrol ediyor baş ağrısı geçti mi diye. Babası baş agrısına dayanamayarak eve ilaç almaya çıkıyor. Sıcaktan bunaldığını, kendini kötü hissettiğini söylüyor. Dükkana dikkat etmesini hemen bi ağrı kesici alıp geleceğini de ekliyor. Eve çıkıyor. Aradan epey zaman geçmesine rağmen baba yok. Bekliyor baba yok. Merak edip yukarıya babasına bakmaya çıkıyor. Eve giriyor. Babasına sesleniyor. Cevap yok. Tam oturma odasına giriyor ki babası o anda Selmanın gözleri önünde kalp krizi geçirmeye başlıyor. Selma babasının çırpınmalarına, yerde tırmalamasına...vs. şahit oluyor.Babası son nefesini verip yerde cansız yatarken, Uyandırmaya çalışıyor.Babası uyanmıyor... Camdan aşağı doğru bağırmaya başlıyor:'İmdat.. Babama bişey oldu... Yardım edin!..' kısa süre içinde ev mahalle halkıyla doluyor...Cenaze işlemleri bitince 1,5 yıl önce anneleri ölen bu altı kardeşin ne olacağı tartışması başlıyor.. kimi 'yanımıza alalım', kimi 'yuvaya verelim', kimi de 'hepsine birden nasıl bkacağız' diyor. En sonunda akrabalar aralarında anlaşıyorlar.'herbirimiz birisini
alalım. Böylece çocuklar yurtlarda perişan olmaz, arada sırada da olsa birbirlerini görürler.' Diye düşünüyorlar. Selma' yı çok sevdiği halası alıyor. İki yıldır Selma yanlarında ve hiç konuşmuyor.Duyduklarım beni çok etkilemişti. Daha önce gidilen Uzmanların isimleri beni endişelendirmişti. Bir yandan da bir şeyler yapabilirim belki diye düşünmeden edemiyordum. Hikayesinden çok etkilendigim bu kızı merakla bekliyordum.

Halası olan biteni tek tek anlattı.

'Gelinimiz ve ağabeyimin ölümünden sonra ben de onu bir türlü mutlu edemedim. İki yıldır yüzü hiç gülmüyor. Kendiliğinden hiç bir şey yapmıyor. Sadece konuşmasa neyse ama sanki kurulmuş bir robot gibi.örneğin sofraya oturup yemek yiyeceğiz ' Hadi Selma sofraya otur!' diyoruz oturuyor. Hadi Selma artık kalkabilirsin demeden kalkmıyor. Önceleri aldırmadık. Baktık
olmadı karşımıza aldık uzun uzun konuştuk anlattık. Ona evimizin bi kızı oldugunu, evdeki herkes kadar herşeye hakkı oldugunu... hiçbirisi fayda etmedi. Zamanla öfkelenip inadını kırmak için bazı taktikler uygulamaya başladık. Sofra hazır olunca gel otur demedik, aç kaldıgı günler oldu. Ya da artık kalkabilirsin demedik saatlerce sofrada oturdu. Hadi artık uyu demedik, sabaha kadar koltukta öyle oturdu. Vicdanın yoksa söyleme...'Onunla yaptığım ilk seans dün gibi aklımda. Hal hareketleri dinlemiyormuş gibi ama tüm alıcılarını bana cevirdiğini hissettiğim tavırları.

- Biliyor musun ben seni çok sevdim

- ......

- Vallahi çok ciddiyim, çok sevdim.

- .....

- Ne güzel hiç konuşmuyorsun, diğer çocuklar gibi kafamı

şişirmiyorsun ..

Gözlerimin içine bakıp gülümsemesini saklamak ister gibi

dudaklarını ısırarak başını salladı.

- Biliyor musun bazen çocukların hayatlarında bazı şeyler

Yolunda gitmiyor, benim işimse bunları yoluna koymak.

Beni dinlediğini biliyorum .. hatta

benimle konustugunu bile hissediyorum. Çocuklar benden

yardım isterler, ben de onlara yardım ederim. Bu hep böyle oldu.

- .......

- Ama şu an işler değişti. Sana yardım etmeyi ben istiyorum.

Eğer bana yardım edersen , izin verirsen seni susturan şeyin ne

oldugunu bulurum. Gerçekten... inan bana...izin verir misin? Başını

salladı! Evet başını salladı!

- Elimde bazı resimler var, o resimleri cocuklara gösteriyorum

onlar da bana resimlerle ilgili hikayeler anlatıyorlar. Onlar

bana hikaye anlatınca ben de onların mutlu olmasını sağlıyorum. Yani

bütün sır hikayede. Biliyorum sen konuşmuyorsun. Ama hikaye

anlatmak istersen, konustugunu kimseye söylemem. Bu ikimizin sırrı olur.

Anlaştık mı?

Bir süre düşündü. Başını saga sola salladı. Evetle hayır

Arasında gidip geliyordu.

Birden evet anlamına gelecek şekilde başını salladı.

Karşımdaydı... ben ona resimler gösteriyordum o da bana

hikayeler anlatıyordu. İşimiz bittiğinde ona çok teşekür ettim.

Anlattıklarını analiz etmeye bile gerek yoktu. O kadar saf, o

kadar temiz, o kadar kendi hikayesini anlatmıştı ki... Selma'nın bilinçaltı

karmakarışıktı.

İşte Selma'nın analizden geçmesine bile gerek bırakmayan,

Halasını dinlerken gözyaslarına boğan, beni analiz yaparken hıçkırıklara boğan

hikayesi...



'Bir varmış bir yokmuş, bir zamanlar bir ülke varmış. Bu

Ülkede anne babasıyla yaşayan çok mutlu çocuklar varmış. Çocuklar

kardeş kardeş hep oynarlarmış, anne babaları onlara hiç kızmazlarmış. Bir

gün bu çocukların annesi hastalanmış. Çocuklar çok üzülmüş. Ama

kimse çocukların üzüldüğünü anlamamış. Anneyi hep hastaneye

götürmüşler. İlaçlar vermişler. hem de acı acı ilaçlar. Anne,

sırf çocuklarını yalnız bırakmamak için içmiş bütün o acı ilaçları.

Çocuklara hep annelerinin iyileşeceği söylenmiş. Bir gün

anneyi eve getirmişler.Çocuklar anne geldi diye çok mutlu olmuşlar. Anne hep yatakta yatmaya başlamış. artık cocuklarına yemekler yapmıyormuş. Çocuklar çok üzülmüşler.Annelerinin yanında oyunlar oynamaya başlamışlar. Annelerinin
yanında niye oynuyorlarmış biliyor musun ? Anneleri eğlensin diye. Ama babaanneleri hep kızıyormuş onlara.'Gürültü yapıp durmayın.Anneniz zaten sizin yüzünüzden hastalandı' diye. çocuklar çok yaramazlık yaptı diye anne hastalanmış meger. Çocuklar da anne iyileşsin diye onu eğlendirmek istiyorlarmış ama kimse anlamıyormuş. herkes çocuklarını azarlayınca anneleri de cok üzülüyormuş..

Birgün anne ölmüş. Herkes ağlamış. Çocuklar annenin neden Öldüğünü anlamış.
Yaramazlık yaptılar diye. Çocuklar evde babalarıyla yaşamaya başlamışlar.Bir gün anane gelip yemek yaparken, çocuklar gürültü yapmışlar.Anneanne onlara kızmış 'kızım sizin yüzünüzden hasta oldu. Hiç annenizin sözünü dinlemediniz hasta ettiniz kızımı. Sizin yüzünüzden de öldü. Sözümü dinlemeyip gürültü yapar, çok konuşursanız beni de öldürüp ortada kalacaksınız. Kim bakacak size?' demiş.

Bir gün Selma , babasıyla dükkanda oturuyormuş. Ablaları

kardeşleri amcalarına gitmişler. selma babasının yanından

ayrılmak istememiş. Hiç gürültü yapmadan hep babasına yardım ediyormuş.

Anneleri çocuklar evde yokken hastalanmış ya. Babası yalnız

kalır hastalanır diye yalnız bırakmak istemiyormus. Babaları çocuklarını

hiç kızmıyormuş zaten. Gürültü yaptıklarında bile.. Selma dükkanda

babasına yardım etmiş, her yeri mis gibi yapmış.

Elleri de acımış biraz. Radyoyu açmış. Babasının başı

ağrımış. 'Kızım kapat şunun sesini' demiş. Selma duymuş ama duymamazlıktan gelmiş. En sevdiği müzikler varmış.Babası biraz sonra eve gitmiş. İlaç alıp gelecekmiş. Gitmiş gelmemiş.Selmanın aklına hemen anneannesiyle babaannesinin Söyledikleri gelmiş. Annesi zaten cocukların yaramazlıgı yüzünden ölmüştü ya. Selma çok korkmuş eve çıkmış. Babasını aramış. Odaya girince bi bakmış, babası bişeyler yapıyor. Selma çok korkmuş. Babası Selmaya 'git' der gibi işaretler yapmış. Selma gitmemiş. Babası yerde Uyumaya başlayınca uyandırmaya çalışmış.Uyandıramayınca ağlamaya başlayıp komşuları çağırmış.Sonra ev kalabalık olmuş. Selma kimseye söyleyememiş ama çok
üzülmüş.. babası ' git ' dediği halde gitmemiş. Yine babasının sözünü dinlememiş. Eger gitseydi, müziğin sesini açıp babasının başını ağrıtmasaydı babası ölmeyecekti. Selma'nın yüzünden öldü. akrabalar çocukları paylaşmışlar. Selma ablalarından ayrılmak istememiş. Küçük kardeşini de çok seviyormuş. Halası yanına gelip 'kızım sen artık benim kızımsın bizimle yaşayacaksın' demiş Selma çok mutlu olmuş. Öyle mutlu olmuş ki, halasını çok seviyormuş, istediği zaman kardeşlerime götürürler, diye düşünmüş.. Halasının evine gidince 'artık bunlar benim yeni anne babam' demiş kendi kendine. Ama birden korkmaya
başlamış. 'Annemle babamı ben öldürdüm. Yaramazlık yaptım sözlerini dinlemedim. Yeni annemi babamı çok seviyorum.Ya onlara da bişey olursa ben ne yaparım.?' Sonra aklına Bişey gelmiş. Gece yatmadan önce yatağının başucuna oturup dua etmeye başlamış. 'Allahım .. ben çok yaramaz bir kızım. Annem babam benimYüzümden öldü.Halamlar çok iyi insanlar. Ne olur benim yüzümden onlarıda yanına alma.

Eğer onları da alırsan ben kimin yanında kalırım? Ne olur Allahım bana yardım et.
Hiç konuşmamam için bana yardım et. Ne zaman gürültü yapıp Söz dinlemesem annem babam ölüyor. Hep susmam için bana yardım et Allahım. Ne söylerlerse yapacağım, onlar söylemeden hiç bişey yapmayacağım... ne olur onları benden alma!..'O günden sonra Selma hiç konuşmamış. Gülmemiş. 'Eğer gülersem evde gürültü olur, başları ağrıyıp ölürler' diye korkmuş. Hep susmuş..

Hikayesi bitince Selma gözlerimin içine baktı ve ekledi;

'Biliyor musun? Hala her gece dua ediyorum. Allahım nolur

konusmayayım, konusmamam için bana yardım et! Diye. Bazen çok

mutlu oluyorum. O zaman çok korkuyorum sevinçten çığlık atarım da gürültü

olur, annem ölür diye'


O küçük bedeniyle ne kadar büyük bir görev üstlenmişti.

Kaçımız en konuşkan, en geveze çağımızda kendimizi susturmayı

başarabiliriz ki?

Kaçımız bir dondurma alındıgında bile sevinç çığlıkları

atabilecekken, bu yogun duyguyu bastırıp susmaya devam

edebiliriz ki? Kaçımız?

Bu kadar sevilmek... bu kadar değer verilmek...

**************************************************************************************************** **************************************************************************************************** ****************************************************************************

Yapmayın ne olur... Çocuklarınızın küçücük omuzlarına,

AĞIR yükler yüklemeyin.

Onların akılları da BÜYÜK, yürekleri de KOCAMAN...

Ne olur başınız da ağrısa, bir bardak da kırılsa, eşinizle de

kavga etseniz; demeyin...

Zaten aslında hiç biri çocuğunuz yüzünden değildir.

Aslında hiç bir şey, hiç bir zaman, bir başkası yüzünden

değildir,

kendimizizdir, bir durumu istemediğimiz bir sonuca doğru

yönlendiren.

Ama bunu bilmektense, itiraf etmektense, bir başkasını

Suçlamak hep daha kolay gelir.

'Senin yüzünden!' demeyin çocuklarınıza...

Hele hiç bir zaman 'Senin sayende' demiyorsanız,

'senin yüzünden' de demeyin hiç bir zaman.

Alintidir...

♠мαηтαηα
06-06-2009, 11:30
gercekten guzeL 1 hıkaye,belkı bu bır hıkaye belkı de yasanmıs bır hayattan alınmıs ama malasef dunyamızda bu tıp konular olabılıyor cunku ınsanlık gun gectıkce daha da duyarsız daha sınırlı ve daha kırıcı oluyor.sadece cocuklar ıcın degıl bazen agzımızdan cıkanı kulagımız duymuyor bazen yaslı bır amcayı bazen bır cocugu ıstemeden de olsa kırabılıyoruz...selma kendısıne oyle 1 yuk yuklemıs kı kendını herseyın suclusu yerne koyup,hıcbırsey yapmamaya baslamıs...kucuk yasında duygularını bastırabılmıs..ben bu yasıma geldım hala bazı duygularımı bastıramadıgım anlar oluyor...

Doll_Che
06-06-2009, 11:36
Bu hikaye psikolog/psikiyatrist Mehtap Kayalioglu tarafindan kaleme alinmis yasanmis bir tecrube. Yaziyi okudugumda bir muddet kendime gelemedim. Cocuklarin dunyasini hic bir zaman hafife almamak lazim. Biz daha dun ne yedigimizi hatirlamazken, 6-7 yasinda yasadigimiz kucuk bir aniyi bile unutamiyoruz. Ama baska cocuklara gelince onlar anlamazlar, onlar onemsemezler tavriyla yaklasip bazen buyuk hatalar yapabiliyoruz. Sucluluk duygusu basedilemeyen en buyuk problemlerden birisi sanirim...Insanin icine isleyen ve kazilsa yerinden cikmayan...

♠мαηтαηα
06-06-2009, 11:41
Bu hikaye psikolog/psikiyatrist Mehtap Kayalioglu tarafindan kaleme alinmis yasanmis bir tecrube. Yaziyi okudugumda bir muddet kendime gelemedim. Cocuklarin dunyasini hic bir zaman hafife almamak lazim. Biz daha dun ne yedigimizi hatirlamazken, 6-7 yasinda yasadigimiz kucuk bir aniyi bile unutamiyoruz. Ama baska cocuklara gelince onlar anlamazlar, onlar onemsemezler tavriyla yaklasip bazen buyuk hatalar yapabiliyoruz. Sucluluk duygusu basedilemeyen en buyuk problemlerden birisi sanirim...Insanin icine isleyen ve kazilsa yerinden cikmayan...

harbıden ya ınsan dusununce...mesela gecen hafta salı gunu ne yaptın desenenız tam hatırlayamam ama kucukken soba yakıcam dıye evı yakmama ramak kalmasını,anneme yardım edecem dıye perdelerı kesmemı,havuzda bogulma maceramı sankı dun gıbı hatırlayablıyorum

Fetisheuro.com